Keloğlan'nın değirmeni Masalı | Hikaye Oku Keloğlan’nın değirmeni – Hikaye Oku
Anasayfa / GeneL / Keloğlan’nın değirmeni

Keloğlan’nın değirmeni

Sosyal hesabında Paylaş


Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, pireler berber develer tellal iken, ben dedemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken yeşilin en güzel renk, çocukların en akıllı olduğu bir köyde çok zeki, çok kurnaz bir çocuk yaşarmış. Kafasında bir tek tel saç olmadığından ona Keloğlan denilirmiş. Keloğlan annesiyle beraber küçük bir köy evinde yaşarmış. Geçimlerini küçücük tarlalarına ektikleri buğdaydan sağlarlarmış. Bir kaç keçi, inek ve bir de eşekleri varmış. Keloğlan ve annesi hasat zamanı geldiğinde ektikleri buğdayı biçer sonra da değirmene götürüp öğütürlermiş. Her yıl olduğu gibi o yıl da hasat zamanı gelmiş. Keloğlan ve annesi tarladaki bütün buğdayı biçip toplamışlar. Keloğlan, çuvallara doldurduğu buğdayı değirmene götürmek üzere günün ilk ışıklarıyla beraber yola koyulmuş. Değirmen, İşte bu nedenle Keloğlan’ın evine çok uzakmış. İşte bu nedenle Keloğlan oraya ancak öğle saatlerinde varabilmiş. Değirmenin önüne gelince bir de ne görsün!  Bir yığın insan ellerindeki çuvallarla öylece bekliyorlar. Keloğlan kel kafasına bir kaç defa vurmuş. Ah ne kadar çok sıra varmış. Belli ki eve çok geç saatlerde döneceğim. Annem meraklanmasa bari. ” Diye düşünmüş.  Sonra da, – Beklemekten başka çare yok, diyerek buğday çuvalının üzerine çökmüş. Biraz sonra elinde iki çuval buğday olan bir genç gelmiş. Sırada bekleyenlere aldırmadan çuvalları getirip en öne bırakmış. – Değirmenci amca ! Bu çuvalları da al, demiş. Sıradakiler birbirlerine bakarak, – Ne kadar saygısız bir çocuk. En son geldiği halde en öne geçti, diye fısıldamışlar. Ama hiç kimse haddini bilmez bu delikanlıya bir şey söyleyememiş. Bizim Keloğlan haksızlığa dayanır mı hiç ? Kel başını kaşıyarak biraz düşünmüş. Sonra korkusuzca ayağa kalkmış. -Hey delikanlı! Sen de herkes gibi sıranı beklemelisin, demiş. Delikanlı, Keloğlan’a büyük bir öfkeyle, – Sana ne oluyor? Burası benim amcamın değirmeni, diye bağırmış. Değirmenci de delikanlıya arka çıkarak, -Sen de kim oluyorsun? O benim yeğenimdir. Sıraya girmesine gerek yok, demiş. Keloğlan bu duruma çok bozulmuş. Yaptıkları haksızlığı kabul etmeyen delikanlıya ve değirmenciye bir ders vermek istemiş. Cebinden çıkardığı büyükçe bir iğneyi delikanlının buğday çuvalına batırmış. Hiç kimse farkına varmadan buğdaylar çuvaldan bir akıp gitmiş. Değirmenci çuvalı almak için eğildiğinde çuvalın içinde olması gereken buğdayların yerde olduğunu görmüş – Bunu Keloğlan’dan başkası yapmış olamaz, diye bağırmış ve öfkeden çılgına dönmüş Keloğlan’ın yanına gelip ona,  – Bak Keloğlan, anlaşılan çok akıllı olduğunu zannediyorsun, demiş. Keloğlan da: -Kel kafam ne kadar ışıldıyorsa zekam da o derece parlaktır, demiş. Bunun üzerine değirmenci,Keloğlan’a, -Zekan var da malın var mı, diye sormuş – Beş keçim, iki ineğim, bir eşeğim, bir de buğday tarlam var , diye yanıt vermiş Keloğlan. – Benim tek sahip olduğum şey değirmenim. Var  mısın seninle palavra atma yarışı yapalım? Buradakiler de şahit olsun. Sen  kazanırsan değirmenim senindir. Eğer ben kazanırsam her şeyini alırım, demiş değirmenci. Keloğlan kel başının derde girmesinden korkmuş ama “Olan oldu bir kere.” diyerek,  -Tamam varım, demiş. Sırada bekleyen köylüleri kendilerine şahit ettikten sonra yaşça daha büyük olduğu için önce değirmenci palavrasını söylemiş. -Geçen sene buğdayın bol olduğu seneymiş. Benim haberim olmadı, deyince bütün halk hep bir ağızdan – Senin haberin nasıl olmaz, diye sormuş.  Değirmenci de: -Niye şaşırıyorsunuz, demiş. Geçen sene bir unutkanlık çöktü bana, evden çıkarken gözlerimi takmayı unutuyordum. Bu palavrayı halk pek beğenmemiş. Sonra Keloğlan‘ı dinlemeye başlamışlar. -Canım senin ki de laf mı, demiş Keloğlan. Geçen sene ettiğim bir hatadan dolayı padişah başımı kestirmişti. Anam  başımı aldığı gibi hekime götürmüş. Hekimler başımı pek iyi dikememiş. O yüzden arada sırada çıkarıyordum. Anam hastalanınca ona bir tas çorba vereyim dedim.  Başımı pencerenin önünde unutmuşum, evin içinde ne başımı ne çorbayı bulabildim, deyince köylüler basmış kahkahayı. Tabii  değirmencinin bu duruma canı sıkılmış. Belli etmemeye çalışarak, – Ben avlanmayı çok severim, diye söze başlamış. – İki sene önce ördek avına çıkmıştım. O kadar çok ördek avlamışım ki ördek kemiklerinden kendime bir saray yaptım. Köylüler değirmencinin palavrasını beğendiklerini tam söyleyecekleri sırada Keloğlan söz almış:  -Canım seninki de çok küçükmüş. Benim dedemin öyle çok tavuğu var dı ki tavuklarının yumurtalarını kaynatıp altı ay içinde Çin Seddi’ni yaptırdı deyince köylü hem çok şaşırmış hem de çok gülmüş. Keloğlan’ın kendisinden daha iyi palavra attığını fark eden değirmenci, -Bundan yıllar önce oduncuydum, diyerek söze başlamış. – O sene o kadar çok ağaç kestim ki yaptığım merdivenle gökyüzüne tırmandım. Evim aydınlık olsun diye yıldızları toplayıp eve getirdim, demiş Halk bakmış ki bu palavraların sonu gelmiyor, – Keloğlan seni bekliyoruz. Artık bu son palavra olsun, demişler. Keloğlan çok heyecanlanmış. – Durun ağalar, beyler ! Az soluklanayım, demiş. Sonra da palavrasını anlatmaya başlamış. – Bilirsiniz, bundan üç sene önce hiç yağmur yağmamıştı. Gelen giden kuraklıktan şikayet edince yağmur yağdırmaya karar verdim. Benim odanın halısını aldım, gökyüzüne çıktım. Bir de ne göreyim! bulutlar tembel tembel yatıyor. Bir güzel dövdüm hepsini. Canlarının acısından akıttıkları gözyaşıyla kocaman göller oluştu, demiş. Bu palavradan sonra halk Keloğlan’ın birinci olmasına karar vermiş. Keloğlan bu duruma çok sevinmiş. Değirmenciyse çok üzülmüş. Keloğlan değirmenci? Bizlere haksızlık yapmasaydın malından olmazdın, demiş. Sonra da geçmiş değirmenin başına köylünün buğdayını çekmiş. Akşama kadar keseyle altın kazanıp evine dönünce şaşkınlık içinde, – Kel oğul keleş oğul, hayatı masal oğul ! Nereden buldun bunca altını, diye sormuş. Keloğlan annesine, değirmende başından geçen olayları anlatmış. O akşam çok gülmüşler. Keloğlan annesini rahat yaşatacağı için çok mutlu, huzur dolu yatmış yatağına. Gece boyunca da gülmüş anlattığı palavralara.

                                                        

 

Sosyal hesabında Paylaş

Bir yorum

  1. Hikaye Oku internet sitenizdeki Keloğlan’ın değirmeni adlı masalı keyifle okudum, paylaştığınız için teşekkür ederim. Sitenizde bazen masal bazense fıkra bölümünü inceliyorum. Keloğlan Masallarının yanı sıra Nasrettin Hocanın fıkralarını da severek okuyorum. Hikaye Oku sitenizde masal ve fıkralar ile birlikte deneme, şiir, hikaye bölümlerinin olması çeşitliliği beraberinde getirmiş, elinize sağlık. Çalışmalarınızda kolaylıklar dilerim.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

Check Also

Kaha Kuşu Masalı

Kaha Kuşu Masalı

Sosyal hesabında PaylaşFacebook PaylaşTwitter PaylaşGoogle+ PaylaşLinkedIn PaylaşPinterest Paylaş Bir varmış, bir yokmuş. ...